3/11/2009 - TEK KELİMELİK SÖZLÜK

MURAT EROL HECE DERGİSİ EKİM 2009
ALİ URAL-TEK KELİMELİK SÖZLÜK- ŞULE YAYINLARI
Ali Ural’ın onuncu kitabı Tek Kelimelik Sözlük, bir deneme kitabı. Diğer dokuz kitabından ikisi şiir, beşi deneme, biri öykü, bir diğeri ise çeviri inceleme eseri. Ali Ural’ın İslam’ın geleneksel algısının izinden gitme çabasında olduğu denemelerinde, İslam tarihinden örnekler ve karakterler, modern imajlar ve modern zamanların isimlerinin yanında birer rehber olarak beliriyor. Ad-isim, adalet, sarmaşık-aşk, baba, çocuk, ayna, dua, eldiven, fakir, gölge, makam, masal, hüzün, lanet-beddua, özgürlük, para, sabır, sır, oyun, alışkanlık, övgü, şüphe, tövbe, vefa, yalan, zaman gibi kavramlara farklı bir anlam yaklaşımı sergilenirken, diğer yandan ise kimi fiil ve eylemlerin farklı anlamları üzerine yoğunlaşma çabası var. Göz-görme, gülmek-ağlamak gibi fiilleri ve eylemleri yazar farklı bir perspektiften değerlendirme ve ele alma çabasında. Burada ifade ettiğimiz farklılık modern algıdan kaynaklı farklılıktır, yoksa zaten ifade ettiğimiz gibi kitaptaki temel yaklaşım ve ana fikir gayet geleneksel. Bu açıdan farklı bir yaklaşım denemesi, modern algıdan farklı bir yaklaşım denemesi olarak anlaşılmalıdır. İslam tarihinin ve geleneksel algısının vazgeçilmez bir kaynak olarak karşımıza çıktığı denemelerde zaman zaman mitoloji örnekleriyle ve yakın dönem yazar-şairleriyle de karşılaşmak mümkün. Denemelerin güç bulmak ve güçlenmek için yaslandığı damarın, şairliği ön planda bir yazarın kaleminden çıkmış olmalarından dolayı şiir olabileceği tahmininde yanılıyoruz. Aksine hikayenin gücü denemelerin ruhuna kadar işlemiş. Hikaye etme yoğun. Hikaye etmenin gücünden fazlasıyla yararlanılıyor. Tasvir ise önemli bir hikaye unsuru olarak beliriyor. Metinleri diyaloglarla açma ve güçlendirme yolunu seçiyor. Zaman seyri ise şimdiki zamandan geçmiş zamana doğru uzanan seyir olarak karşımıza çıkıyor. Keskin zamansal geçişler var. Modern çağ imajları içinde geleneksel söylem ani bir düşüş duygusu yaratıyor. Edebi eserler ile dini kaynakların birbirine girdiği, geleneksel dinî algının yoğun olduğu, kelimelerin anlamlarına edebiyatın gücünün getirdiği imkanlarla günümüzün algısından farklı bir bakışın denendiği bir kitap Tek Kelimelik Sözlük. www.hece.com.tr
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/10/2009 - SPEKÜLATÖRLERE KARŞI ŞİİRİ SAVUNMAK

muraterol. hece. eylül.2009
CELÂL FEDAİ-SPEKÜLATÖRLERE KARŞI ŞİİRİ SAVUNMAK- ŞULE YAYINLARI
Bir şairin, şiirin yavaş değişen gündemine ilişkin bir dertleşmesi diyebiliriz Celâl Fedai’nin kısa sürede iki baskı yapan Spekülatörlere Karşı Şiiri Savunmak kitabı için. 135 sayfalık kitap, 13 yazıdan oluşuyor. Bunlar arasında Celâl Fedai ile yapılan bir söyleşi ile Fedai’nin İsmet Özel’e yazdığı iki mektup da bulunuyor. Metinleri kaleme alan şairin, şiir adına taşıdığı kaygılar adına giderek sertleşen bir üsluba kaydığı, şiir ortamına ilişkin bakışının ise kitaba özel olarak duygusal tepkilerden oluştuğuna dair bir kanaat oluşuyor. “Duygusal tepki” derken bunu olumsuzlamaktan öte, yapılan uğraşı ile kurulan irtibata dair bir olumlama olarak anlamak gerekiyor. Zira Fedai, kendi dünyasını ortaya koymaktan, kendi özeleştirisini yapmaktan ve en önemlisi şiire dair taşıdığı kaygıların altını net olarak çizmekten çekinmeyen bir üslupla kaleme almış kitaptaki metinleri. Celâl Fedai’nin şiire ve şiir ortamına dair taşıdığı kaygılara zaman zaman sert tepkiler vermesini, ben onun bu çabaya verdiği özen ile eşdeğer görüyorum. Samimi bulduğumu ifade etmeliyim. Ancak eleştirdiği kimi isimler gibi argonun tuzağına (birkaç kelime ile de olsa) düşmemesini isterdim. Zira edebiyatın edeb’ini ıskalayan edebiyat, kendi ölümünü kurgulayan, yine Fedai’nin de eleştirdiği katı bir “ben” ortaya koyarak “aslını inkar” eden, gündeme gelme hırsıyla bugünü işgale yeltenen ve aslolanı unutan güncel bir çaba olarak kalmaya mahkum. Bu sebeple dominant olmaya çabalayanlara, onlar gibi cevap vermek onların çabalarını onaydan başka bir anlama gelmez. İlk bakışta kitabın poetik metinlerden oluştuğu sanılabilir, ancak kitabın poetik bir tavır sonrasında ortaya çıkan metinlerden oluştuğunu söylemek daha doğru olacaktır. Ancak kitap bir şahitlik anlamı taşıyor. Şairin, özelde yaşadıkları yanında, dönemin edebiyatına dair şahitliklerini görüyoruz. Yazarın veya şairin, dönemine ilişkin görüşleri döneminin fotoğrafını çekme çabası olarak mutlaka önemlidir. Bu bakımdan Celâl Fedai’nin çabasını anlamlı görmek gerekiyor. İnsanı şiir okumaktan bile uzaklaştıracak bir edebiyat ortamının olması, belki her dönem karşılaşılan durum. Son dönem özellikle şiir çevrelerinde kaybolan irtifayı da göstermesi, edebiyatın ve şiirin geldiği nokta itibariyle can sıkıcı. Ancak tekrar belirtmek zaruretiyle karşı karşıya kalıyoruz: Eleştirilen tavra düşme tuzağı her zaman bir tehlike olarak varlığını koruyor. Celal Fedai’nin İsmet Özel “şahitlikleri” de ilginç. İsmet Özel artık omuzların yaslandığı sağlam bir duvar, adının anılması ile dahi alanlar açıyor. Bunun istismar örnekleri ve bunların dereceleri ayrı bir inceleme konusu. Celâl Fedai’nin dediği gibi herkesin bir İsmet Özel’i var. Fedai’nin İsmet Özel ile bir dönem yoğun bir arada oluşları sonrasında kaleme aldığı metinler, İsmet Özellerimiz dışında bambaşka bir İsmet Özel olgusunu karşımıza çıkarıyor. Bir İsmet Özel miti yarattık. Herkes kendi İsmet Özel’ini öne sürüyor kendi alanını açmak adına. Celal Fedai’nin cümlelerini biraz da buradan okudum. Belki defterlerde saklı kalacak mahremiyette olan bu metinlerin okurun da şahitliğine sunulmasında bir önceki cümlenin kaygısını görmek gerek. Yazarken bile üslubunda bariz bir İsmet Özel etkisi göze çarpan bir insanın, bu noktaya nasıl geldiği edebiyatın hangi yönüyle ele alınabilir bilmiyorum. Ama İsmet Özel’in bir ceviz ağacı gibi çevresinde başka şeylerin büyümesine müsaade etmediği benzetmesini yine şairin kendisi ve diğer örnekler bilir ancak. Sanıyorum kısa bir süre sonra İsmet Özel konusu edebiyat gündemimizde farklı yansımaları ile daha fazla yer alacak. Son olarak, Celal Fedai’nin farklı şiir anlayışları geliştirme çabalarına karşı kestirmeden lafı kesme çabası yerine, farklı bir üslupla konuları ele almasını ve bunlara ilişkin görüşleriyle kendi şiir anlayışını öne sürmesi beklediğimizi ifade etmeliyiz. Spekülatörlere Karşı Şiiri Savunmak aslında edebiyatın özelde şiirin yapısal sorunlarına karşı eleştirel bir bakış ortaya koyarken, belki biraz sert bir üsluba bürünebiliyor ama bunu mazur görüyoruz. Zira şairin şaire edebi tavrından dolayı küfür etmesinin edebiliği ve edepliliği tespit edilmelidir. Özel hayatların ve mahremiyetin ihlal edildiği bir “edebiyat”tan bahsedeceksek bunun yeri dergiler, alanı da edebiyat değil.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/9/2009 - HECE DERGİSİNİN 153. SAYISI ÇIKTI

KUM SAATİAbdurrahim Karadeniz/Yaz Yazısı III 3Necip Tosun/Yücel Çakmaklı’nın Ardından 5Ali Ekecik/Ontolojik Argüman 8Roni Margulies/Devrim Şiirleri Gecesi 9Necati Mert/Sapanca Şiir Akşamları 10Jülide Uzsayılır/Kibir 12Yusuf Turan Günaydın/Değirmen ve Su 13 TAKİP MESAFESİHayriye Ünal/Üçgen Beğeni, Kombine Eleştirmen, Edebî Değer 14Yazıyla Bir Şair/Cahit Koytak Şiirleri Bizi Niçin Sarsmıyor? 16Sayıyla 1 Dergi/Yazı Dergisi 18Geçmişten Geçmemişten 20 Hasan Aycın/Çizgi 21Ömer Aksay/Yeşilçam Önergeleri -6- 22Ali K. Metin/Buyur Gel Eğer Sipsivil 26Kenan Çağan/Leşker 27Kâmil Aydoğan/Sır 29Türker Özşekerli/Serçeler Takırdadı Sabahı 32Mustafa Köneçoğlu/Rahat Ol Bitti 33İdris Ekinci/Sakınma Defteri 34Fatih Yavuz Çiçek/Tilki Bar 35Gökhan Aslan/Ücra 36Fırat Caner/Unuttuğum Bir Şey 37Hüseyin Kır/Can Kırığı 38Mehmet Sümer/Şiirin Doğası ve Şiirde Sevgili İmgesi 39Salih Nurdağ/Belki Şehre Bir Mektup Gelir-I 46Zekeriya Başkal/Yerli Oryantalizm Denemeleri 53Aliye Uslu/Anna Masala ile Türkçe ve Türk Edebiyatı Üzerine Şöyleşi 56 DosyaEDEBİYATIN ÜÇ VAZGEÇİLMEZİ: II- AŞKCemal Şakar/Aşk Edebiyatı mı? 62Ahmet İnam/Aşk Ahlâkı 72Ali Galip Yener/Edebiyatta Aşk ve Romanda Yasak Aşk Üzerine Notlar 75Selim Somuncu/Brontë’den Balzac’a, Proust’tan Don Juan’a Aşkın Farklı Yüzleri 81Ali Emre/Yeni Türk Şiirin Aşkın Hâlleri 99Turgut Bağrıaçık/Binbir Gece Masallarında ve Diğer Masallarda Aşkın Hâlleri 108 Mustafa Şerif Onaran/Eskiyen Sevi İlişkileri 111Ali Emre/İbrahim Tenekeci: “Nereye Gidelim Sıkıntımızdan, Diyor ve... 115Engin Sezer/Pratik Eleştiri-I 121 KİTAPLIKMurat Erol/Spekülatörlere Karşı Şiiri Savunmak 138Nihat Dağlı/Ali Emiri’nin İzinde 139M. Fatih Kutan/Garbiyatçılık 141Yusuf Turan Günaydın/Kadın Evliyâ Menkıbeleri 143
|
|
Bağlantı
|
7/6/2009 - ŞEHİRLERİN DİLİ

MEDENİYET, EDEBİYAT VE KÜLTÜR BAĞLAMINDA ŞEHİRLERİN DİLİ
HECE DERGİSİ ÖZEL SAYI Haziran 2009
Mustafa Şahin/Şehirlerin Ruhu Hasan Aycın/Çizgi
I.Bölüm: Şehir Kurma Düşüncesi Korkut Tuna/Şehirin Serüveni Vefa Taşdelen/Antik Kentlere Doğru Nazan Bekiroğlu/Çünkü Bir Kent Görkeminin Zirvesindeyken Vurulur: Troya Halil İbrahim Düzenli/Şehir Kurmak: Turgut Cansever’in Muhayyilesi ve Uygulamaları Kadir Canatan/Bir Tanımlama Çerçevesi: İslam Kültüründe Şehir Kavramı Ömer İskender Tuluk/Osmanlı Kent Kimliğinin Mistik Öğeleri: Dini Yapılar ve Mezarlıklar Alev Erkilet/“Düzgün Aileler” “Yeni Gelenler”e Karşı: Korku Siyaseti… M. Murat Özkul/Şehir ve Yabancılaşma Mustafa Aydın/Kent Bağlamında Ailenin Dönüşümü Abdurrahim Karadeniz/Kentin Çağrısı, Köye Dönüşün İmkânsızlığı… Mete Çamdereli/Şehir ve Yönetişim Ayşen Şatıroğlu – Oya Okan/Çarşı: Şehrin Toplumsal Merkezi Köksal Alver/Mahalleye Giriş Ertan Özensel/Kent ve Suç Üzerine Genel Bir Yaklaşım Kenan Çağan/Şehrin Tören Merkezinden İktidar Merkezine Dönüşümü Dursun Ali Tökel/Mezarlıklar Şehrin Nesi Olurlar?.. Ramazan Yelken/Modernizmin Emlakçı Marketinden Postmodernizmin Binbir Çeşit… Ali K. Metin/Şehir ve Ötekisi Hilmi Uçan/Batı Şehri ve Küresel Şehir
II. Bölüm: Medeniyet ve Şehir Kadir Canatan/İbn Haldun Sosyolojisinde Kent ve Kentleşme Alpaslan Aliağaoğlu/İslam Şehri Akif Emre/Yerel ve Evrensel Çözümleme Olarak Osmanlı Şehri Yücel Yiğit/Balkanlar’da Osmanlı Tarihine ve Mimarisine Dokunmak: Prizren Evleri Ömer Lekesiz/Mekke ve Medine: Allah’ın ve Peygamberin Şehirleri Akif Emre/Kudüs’ün Ruhu Mehmet Harmancı/Şam Portresi İçin Fırça Darbeleri Cihan Aktaş/Eski Şiraz Bahçeleri Mustafa Demirci/İslam’ın Ümran Şehri: Bağdat Âtıf Bedir/Dünyanın Anası: Kahire ve Kütüphane Şehir: İskenderiye Çiğdem Dürüşken/Roma’nın Dilinden Anlamak Melek Paşalı/Kızına Kıyan Baba: Viyana İsmail Sert/Şehir, Su ve Venedik
III. Bölüm: Edebiyat ve Şehir Muhammet Nurdoğan/Divan Şiirinde Şehir Kültürü Mehmet Narlı/Şiir ve Şehir Şaban Sağlık/Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Şehir İsmail Coşkun/İstanbul: Edebiyatın Başkenti Hayriye Ünal/New York Üçlemesi Mehmet Ali Aydemir/Süper Kent: Hipergerçekliğin Kent Mitosu Hüseyin Kandemir/Kimin Petersburg’u: Roman Şehir Petersburg Necip Tosun/Dublin’in Bilinçaltı: James Joyce Ahmet Gögercin/Fransız Edebiyatı ve Paris Ali Emre/Prag Sancısı İçinde Üç Portre: Kafka, Haşek, Kundera Ercan Yıldırım/Çankaya Kadar Modern ve Seküler; Hacı Bayram Kadar… Ali Galip Yener/Şehrin Belleği ve Edebiyat Tarihinde İzmir İshak Yetiş/Nuri Pakdil’in Şehirleri Mustafa Şerif Onaran/Bir Zamanlar Ankara
IV. Bölüm: Şehir ve Kültür Cemal Şakar/Şehir Medeniyet Kültür Retoriği Köksal Alver/Kent ve Kültür Üzerine Notlar Mustafa Muharrem/Şehirliye Dair Ali Ayçil/Taşın Gövdesinden Düşürülen Şehir Aydın Ünal/Seyahat Aşk İmiş… Mehmet Narlı/Merkezler ve Taşralar Necati Mert/Şehir İlişkilerinin Adapazarı Özelinde Kısa Tarihi Mahmut Hakkı Akın/Siyasetin Mekânı Kent Uğur Çağlak/Kentte Eğlence ve Muhabbet Mekânları Gökhan Özcan/Sinemanın Şehirlerinde Bir Gezinti Murat Erol/Taş Duvarlardaki Sesler: Hapishaneler
V. Bölüm: Soruşturma Süleyman Hayri Bolay/Medeniyet, Kültür ve Şehir Abdullah Uçman/ Yavuz Demir/Şâr İçinde İntişâr Turan Koç/ Oğuz Demiralp/ Atasoy Müftüoğlu/Kitaplar, Nehirler, Şehirler… Ahmet Oktay/Kentlileşmiş Kültür Veysel Çolak/Medeniyet, Kültür, Edebiyat ve Şehirlerin Dili Sıdıka Dilek Yalçın/Şehirlerin Dili Doğan Hızlan/Üç Kavram da İç İçe Gürsel Aytaç/ Hüseyin Atlansoy/Kent Üzerine Dağınık Notlar Celâl Fedai/“Ama Bu, Bir Tavşan!..” Ömer Erdem/ Gökhan Özcan/ Hasanali Yıldırım/Medeniyet Şehrin Çocuğudur Nalan Barbarosoğlu/Devin Karnında, Uğultularla Gönül Yonar Utku/Yanılgı Çağında Medeniyet Abdullah Harmancı/İki Tutku İki Tutsaklık Şükrü Karatepe/Şehirler Güceniyor Burhan Sakallı/Her Şehir Bir Sevdadır Yakup Çelik/Modernlik Kıskacında Şehir ve Şehirli Mustafa Ak/Şehirlerimizin Konuştuğu Dil Selçuk Çetin/Şehir ve Şehirliliğe Dair
VI. Bölüm: Albüm
VII. Bölüm: Kaynakça Yusuf Turan Günaydın/Şehir Edebiyatı Bibliyografyası A. Yazılar B. Kitaplar C. Kitaplarda Bölümler D. Röportajlar, Açıkoturumlar, Soruşturmalar, Paneller E. Özel Sayılar F. Dosyalar/638 G. Şehir Dergileri www.hece.com.tr
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/5/2009 - DÜNYA BİZİM
DÜNYA BİZİM Murat EROL HECE DERGİSİ MAYIS 2009 Bir tanıtım yazısı yazmak için, tanıtılacak olan şey ne ise ve hangi alanda ise mutlaka önem bahsine yer verilir. Ne, neden önemlidir? Bu tanılan şey neden önemlidir? Böyle başlar bir tanıtım yazısının ilk cümleleri. Mesela: Çağ bir hız çağı ve insan adeta hızı elde etmek çabasında. Yavaş bir zamandan hızın ve hırsın çağına o kadar geçtik ki, bunun hızı bile anlatılmaz. Eskinin haberleşme metotlar, günümüzde birer birer nalları dikerken, gelişen teknolojiye paralel yeni yollar ve yöntemler hızla icat ediliyor. Zaman, internet çağı. Haber ve enformasyonun maksimum sınırlarının an an maksimumluğunun genişlediği bir çağ. Enformasyon bombardımanına tutuluyoruz (Burada Nabi Avcı’nın süper icadı “enformatik cehalet” bahsine de girilebilir. Ama ben girmeyeceğim.). Televizyon ve internet, haber ve iletişim yollarını birer birer sorguya çekiyor. İnternet ise her geçen gün televizyon ve gazete karşından alternatif bir haber kaynağı olma yolunda. Bunun önemi, tekelleşmelerin karşısında ciddi bir fırsat taşımasında yatıyor. Gazetelerin batacağını iddia ediyorum. Ya günlük yorum ve özel haber formatına geçecekler ya da bu halleri ile birer birer batacaklar. Bir üçüncü “ya da” ise, kırk milyonluk Türkiye’de toplam üç milyon küsur gazete satışı vardı, yetmiş bir milyon nüfus içerinde yine aynı, yüz milyon olacağız ama toplam gazete satışı yine aynı kalacak. Varsın kalsın. Zaten bu halleriyle pek iç açan halleri de yok. İnternet bahsinde ise günden güne gelişen bir güven anlayışı var. Haber siteleri artık kaçamak güreşmiyorlar, künyelerini ortaya koyuyorlar, adlarını bir markalaştırma derdinler. İyi de ediyorlar. Bu tarz bir girişe alternatif olarak ya da devam olarak mesela şu bahse girmek mümkün: Günlük –biraz da iş gereği- tüm gazeteler, onlarca (sanıyorum 100’e yakın) haber ve yorum sitesi gezinen biri olarak nefeslenebileceğim bir sitenin özlemi içinde olduğumu itiraf etmeliyim. İyi sitelerim var, ancak bir tıkanma mıdır, bir sıradanlaşma ve sıradanlaştırma mıdır bilmiyorum, artık girip şöyle bir bakasım az geliyor. Gazetelerin günlük dergi olması, dergilere dönüşmesi hasedi yıllardır içimde. Bunu nasıl paylaşabilirdim ki, bu tüm gazetecilik ve habercilik yaklaşımlarına tersti. Tam aksine biraz yoruma kayan gazetelerin gazeteciliği nakıs bulunmuyor mu? Bulunuyor, ama olsun mesela kültür sanat, edebiyat konularında bir gazete… Bu devam cümleleri ardından şöyle devam etmek mümkün: Haber siteleri adeta anlık güncelleme yaşıyor. Hızın ve çağın mantığını ele veren bir yansıma. Kültür sanat siteleri ise, bu hız ve hız talebi içinde gittikçe durağanlaşan, ya da kopya haberler ile gündemlerini meşgul eden bir haldelerdi, ya da buna kayıyorlardı. Hazırlıklar tamam. Şimdi asıl mevzuya gelelim: İşte böyle bir ortamda son birkaç aydır “sık kullanılanlar”ımda eklenen bir site var: www.dunyabizim.com. Günlük keşmekeşin ve hızın içinde, adeta nefeslenme yeri oldu. Genç arkadaşların gayretleri, genç-yaşlı, kadın-erken, şair-öykücü, internet bilir-bilmez herkesi gündemine aldı, herkesi okuru yaptı. Dunyabizim bir kültür sanat ve edebiyat haber-yorum sitesi. Önemli olan da bu değil mi? Klavyesini önüne alan görüşünü yazma cesaretini gösteriyor. Üstelik internetin en orijinal reaksiyonu karşımıza çıkıyor: Anında okur yorumları. Burada bazı arkadaşların gayretlerinin vurgulanması, yazının hedef kitlesinin somutlaşması, anılan isimlerin teşviki, bu yazının etkinleşmesi açısından iyi olacak. Mesela bu isimlerle aramızda bir sanal kardeşlik bağı kurulabilir: Başta Asım Gültekin olmak üzere, Zeki Bulduk, Cesur Küçük, Yakup Öztürk aklıma gelen isimler… Her geçen gün yazar kadrosu, konu alanı genişliyor. Biraz da sitenin içeriği hakkında bilgi vererek bahsi kapatma zamanı: Site aslında Asım Gültekin’in yıllardır severek okuduğum Beyaz Haberler haberciliğinden derin izler taşıyor. Ama buradan bir kadro var ve yorumlama ve ortaya bir yazı koyma çabası var. Sitenin bir “beyaz haberler” sitesi olduğunu söyleyebiliriz. İnternet havasına uygun olarak sıkmayan, kısa yazılardan oluşuyor bölümler. Menü kısmında: Önemli Adamlar, İyi Müzikler, Kalite Dergiler, Baba Kitaplar, Sivil Aktiviteler, Ne Yapıyor?, Sinema, Konuşa konuşa, Olsa Keşke, Yalan Haber, Dünya Gençleri, İyi Haberler, Polemik, Güzel Mekanlar, Ç-alıntı, Gezi Notları, O Şimdi Nerede?, Mizah, Radyo Haberleri, Yeni Şeyler, Dernekler Masası, Gidenler, Ayrıntı Defteri, Kutlu Doğum başlıkları bulunuyor. Beğenerek okuyorum. Artık günlük olarak bir haber sitesine nasıl bakıyorsam, son dakika gelişmelerine bakıyorsam, dunyabizim’e günde en azından bir kez bakma gereği duyuyorum. Müzik yazıları, Ne yapıyor gibi başlıklar ilgimi çekiyor. “Ne okuyor” gibi başlık zaten haberler arasında gezinirken cevap buluyor ama “yalan haber” başlığı yerine bu olsa daha iyi olur diye düşünüyorum. Güzel dilek kısmı: Sitenin gerçekten zamanın ihtiyaçlarına ve diline göre dizayn edilmiş olması önemli. Edebiyat adına, kültür adına takındığımız tavır bu değerlerin dar alanda kısa paslanmalara doğru yol almasına neden olabiliyor. Edebiyatını ya da kültür etkinliğiniz siz de kalsın, ama bunlardan bahsederken internet üzerinde farklı bir model üzerinde neden durmayız? Çünkü internetten okumak, okumak sayılmaz mı? Neyse, dunyabizim.com şu an için emsali olmayan güzel bir model. Gençlerin (“biz yaşlılar” diye bahsedemeyeceğim. Orada dururum tabii ki) ilgisini diri tutacak, sahih bir bilgiye, edebiyata ve sanata ulaştıracak güzel bir yol. Arkadaşlarımın başarılı olunmasını dilemiyorum, başarılı oldular. Başarıyı daha ileri götürmelerini, kaliteyi daha da artırmalarını diliyorum.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
MURAT EROL
Kategoriler
Arkadaşlarım
xemgin dildade hakkar adnankurnaz Blogcu Yardım muraterol hayriyeunal kaf bulentata dilsizmutercim kozanali bengubademz tugaykurnaz esitgin suaviyazgic Necip Tosun cemal şakar edebiyatfelsefe zemheriedebiyat enchanteddoll cevatakkanat aliemree bersandegirmenci
|